Şems Suresi Okunuşu, Anlamı ve Fazileti
Şems Suresi’nin Arapça-Türkçe okunuşu, anlamı ve faziletleri. Kur'an-ı Kerim'de yer alan Şems Suresi oku, 15 ayetin anlamını keşfet ve Şems Suresi hakkında merak edilen tüm bilgilere ulaşın.
Hakkında
Mekke döneminde inmiştir. 15 âyettir. Sûre, adını birinci âyetteki “eş-Şems” kelimesinden almıştır. Şems, güneş demektir.
Nuzül
Mushaftaki sıralamada doksan birinci, iniş sırasına göre yirmi altıncı sûredir. Kadir sûresinden sonra, Bürûc sûresinden önce Mekke’de inmiştir.
Konusu
Sûrede bazı önemli kozmik varlıklara ve olaylara yemin edilerek insan tabiatına hem iyilik hem kötülük eğilimlerinin verildiği bildirilmiş; bu eğilimlerini doğru kullanmayanların akıbetine örnek olmak üzere Semûd kavminin helâk edilişi anlatılmıştır.
Şems Suresi Okunuşu ve Anlamı (Şems Sûresî)
وَالشَّمْسِ وَضُحَاهَا (١)
Veş şemsi ve duhâhâ. ﴾1﴿
Diyanet: Güneşe ve onun aydınlığına andolsun, ﴾1﴿
Diyanet Vakfı: Güneşe ve kuşluk vaktindeki aydınlığına ﴾1﴿
E. Hamdi Yazır: Güneş'e ve onun parıltısına, ﴾1﴿
وَالْقَمَرِ إِذَا تَلَاهَا (٢)
Vel kameri izâ telâhâ. ﴾2﴿
Diyanet: Onu izlediğinde Ay'a andolsun, ﴾2﴿
Diyanet Vakfı: Güneşi takip ettiğinde Ay'a, ﴾2﴿
E. Hamdi Yazır: Güneş'in ardından gelen Ay'a, ﴾2﴿
وَالنَّهَارِ إِذَا جَلَّاهَا (٣)
Ven nehâri izâ cellâhâ. ﴾3﴿
Diyanet: Onu ortaya çıkardığında gündüze andolsun, ﴾3﴿
Diyanet Vakfı: Onu açığa çıkarttığında gündüze, ﴾3﴿
E. Hamdi Yazır: Güneş'i açıp ortaya çıkaran gündüze, ﴾3﴿
وَاللَّيْلِ إِذَا يَغْشَاهَا (٤)
Vel leyli izâ yagşâhâ. ﴾4﴿
Diyanet: Onu bürüdüğünde geceye andolsun, ﴾4﴿
Diyanet Vakfı: Onu örttüğünde geceye, ﴾4﴿
E. Hamdi Yazır: Onu örten geceye, ﴾4﴿
وَالسَّمَاءِ وَمَا بَنَاهَا (٥)
Ves semâi ve mâ benâhâ. ﴾5﴿
Diyanet: Göğe ve onu bina edene andolsun, ﴾5﴿
Diyanet Vakfı: Gökyüzüne ve onu bina edene, ﴾5﴿
E. Hamdi Yazır: Göğe ve onu bina edene, ﴾5﴿
وَالْأَرْضِ وَمَا طَحَاهَا (٦)
Vel ardı ve mâ tahâhâ. ﴾6﴿
Diyanet: Yere ve onu yayıp döşeyene andolsun, ﴾6﴿
Diyanet Vakfı: Yere ve onu yapıp döşeyene, ﴾6﴿
E. Hamdi Yazır: Yere ve onu döşeyene, ﴾6﴿
وَنَفْسٍ وَمَا سَوَّاهَا (٧)
Ve nefsin ve mâ sevvâhâ. ﴾7﴿
Diyanet: Nefse ve onu düzgün bir biçimde şekillendirip ona kötülük duygusunu ve takvasını (kötülükten sakınma yeteneğini) ilham edene andolsun ki, nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir. ﴾7﴿
Diyanet Vakfı: Nefse ve ona birtakım kabiliyetler verene, ﴾7﴿
E. Hamdi Yazır: Nefse ve onu biçimlendirene, ﴾7﴿
فَأَلْهَمَهَا فُجُورَهَا وَتَقْوَاهَا (٨)
Fe elhemehâ fucûrehâ ve takvâhâ. ﴾8﴿
Diyanet: Nefse ve onu düzgün bir biçimde şekillendirip ona kötülük duygusunu ve takvasını (kötülükten sakınma yeteneğini) ilham edene andolsun ki, nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir. ﴾8﴿
Diyanet Vakfı: Sonra da ona iyilik ve kötülükleri ilham edene yemin ederim ki, ﴾8﴿
E. Hamdi Yazır: Sonra da ona kötülük ve takva kabiliyetini verene yemin olsun ki, ﴾8﴿
قَدْ أَفْلَحَ مَنْ زَكَّاهَا (٩)
Kad efleha men zekkâhâ. ﴾9﴿
Diyanet: Nefse ve onu düzgün bir biçimde şekillendirip ona kötülük duygusunu ve takvasını (kötülükten sakınma yeteneğini) ilham edene andolsun ki, nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir. ﴾9﴿
Diyanet Vakfı: Nefsini kötülüklerden arındıran kurtuluşa ermiştir, ﴾9﴿
E. Hamdi Yazır: Elbette nefsini temizleyip parlatan kurtulmuştur. ﴾9﴿
وَقَدْ خَابَ مَنْ دَسَّاهَا (١٠)
Ve kad hâbe men dessâhâ. ﴾10﴿
Diyanet: Onu kötülüklere gömüp kirleten kimse de ziyana uğramıştır. ﴾10﴿
Diyanet Vakfı: Onu kötülüklere gömen de ziyan etmiştir. ﴾10﴿
E. Hamdi Yazır: Onu kirletip gömen de ziyan etmiştir. ﴾10﴿
كَذَّبَتْ ثَمُودُ بِطَغْوَاهَا (١١)
Kezzebet semûdu bi tagvâhâ. ﴾11﴿
Diyanet: Semûd kavmi, azgınlığı sebebiyle yalanladı. ﴾11﴿
Diyanet Vakfı: Semud kavmi azgınlığı yüzünden (Allah'ın elçisini) yalanladı. ﴾11﴿
E. Hamdi Yazır: Semud, azgınlığıyla Hakk'ı yalanladı, ﴾11﴿
إِذِ انْبَعَثَ أَشْقَاهَا (١٢)
İzin baase eşkâhâ. ﴾12﴿
Diyanet: Hani onların en bedbaht olanı (fesat çıkarmak için) ileri atılmıştı. ﴾12﴿
Diyanet Vakfı: Onların en bedbahtı (deveyi kesmek için) atıldığında, ﴾12﴿
E. Hamdi Yazır: En azgınları ileri atılınca, ﴾12﴿
فَقَالَ لَهُمْ رَسُولُ اللَّهِ نَاقَةَ اللَّهِ وَسُقْيَاهَا (١٣)
Fe kâle lehum resûlullâhi nâkatallâhi ve sukyâhâ. ﴾13﴿
Diyanet: Allah'ın Resûlü de onlara şöyle demişti: "Allah'ın devesini ve onun su içme hakkını koruyun." ﴾13﴿
Diyanet Vakfı: Allah'ın Resûlü onlara: "Allah'ın devesine ve onun su hakkına dokunmayın!" dedi. ﴾13﴿
E. Hamdi Yazır: Allah'ın Rasulü (Salih peygamber) onlara: "Allah'ın devesini ve onun su nöbetini gözetin." demişti. ﴾13﴿
فَكَذَّبُوهُ فَعَقَرُوهَا فَدَمْدَمَ عَلَيْهِمْ رَبُّهُمْ بِذَنْبِهِمْ فَسَوَّاهَا (١٤)
Fe kezzebûhu fe akarûhâ fe demdeme aleyhim rabbuhum bi zenbihim fe sevvâhâ. ﴾14﴿
Diyanet: Fakat onlar, onu yalanladılar ve deveyi boğazladılar. Bunun üzerine Rableri, suçlarından dolayı onları helâk etti ve kendilerini yerle bir etti. ﴾14﴿
Diyanet Vakfı: Ama onlar, onu yalanladılar ve deveyi kestiler. Bunun üzerine Rableri günahları sebebiyle onlara büyük bir felâket gönderdi de hepsini helâk etti. ﴾14﴿
E. Hamdi Yazır: Fakat onlar peygamberi yalanlayıp deveyi kestiler. Rableri de günahlarını başlarına geçiriverdi de orayı dümdüz etti. ﴾14﴿
وَلَا يَخَافُ عُقْبَاهَا (١٥)
Ve lâ yehâfu ukbâhâ. ﴾15﴿
Diyanet: Allah, bunun sonucundan çekinmez de! ﴾15﴿
Diyanet Vakfı: (Allah, bu şekilde azap etmenin) âkıbetinden korkacak değil ya! ﴾15﴿
E. Hamdi Yazır: Öyle ya, Allah bu işin sonundan korkacak değil ya. ﴾15﴿
Görüşmeye katılın