Rahman Suresi Okunuşu, Anlamı ve Fazileti

Rahman Suresi’nin Arapça-Türkçe okunuşu, anlamı ve faziletleri. Kur'an-ı Kerim'de yer alan Rahman Suresi oku, 78 ayetin anlamını keşfet ve Rahman Suresi hakkında merak edilen tüm bilgilere ulaşın.

Hakkında

Mekke döneminde inmiştir. 78 âyettir. Sûre, adını ilk âyeti oluşturan ve Allah’ın sıfatlarından biri olan “er-Rahmân” kelimesinden almıştır. Sûrede başlıca, Allah’ın nimetleri, birliğini ve kudretini gösteren kâinat delilleri ve günahkârların kıyamette karşılaşacakları korku ve şiddet konu edilmektedir.

Nuzül

Mushaftaki sıralamada elli beşinci, iniş sırasına göre doksan yedinci sûredir. Ra‘d sûresinden sonra, İnsân sûresinden önce Medine’de nâzil olmuştur. Tamamının Mekkî olduğu veya bir kısmının Mekke’de bir kısmının ise Medine’de indiği görüşleri de vardır (Zemahşerî, IV, 49). Şevkânî, sûrenin hem Mekke’de hem de Medine’de indiğine dair rivayetler bulunduğu dikkate alınarak kısmen Mekkî kısmen Medenî olduğunu kabul etmenin uygun olacağını belirtir (V, 151).

Konusu

İnsanın kendinde ve dış dünyada görebileceği dinî, dünyevî birçok nimete değinilerek bunların sorumluluğunu idrak etmesi ve kulluk bilinci içinde hareket etmesi gerektiği hatırlatılmakta, cinlere ve insanlara müşterek hitaplarda bulunulmakta, nisbeten kısa bir cehennem tasvirini takiben oldukça ayrıntılı bir cennet tasvirine yer verilmektedir.

Fazileti

Sûrede, edebiyatımızda terciibend denen edebî sanat benzeri bir üslûpla, “Artık rabbinizin nimetlerinden hangisini inkâr edebilirsiniz?” anlamındaki cümleye otuz bir defa yer verilmiştir.

Rahman Suresi Okunuşu ve Anlamı (Rahmân Sûresî)

الرَّحْمَنُ (١)

Er rahmân(rahmânu). ﴾1﴿

Diyanet: Rahmân, Kur'an'ı öğretti. ﴾1﴿

Diyanet Vakfı: Çok merhametli(Allah) ﴾1﴿

E. Hamdi Yazır: Rahmân (çok merhametli olan Allah) ﴾1﴿

عَلَّمَ الْقُرْآنَ (٢)

Allemel kur’ân(kur’âne). ﴾2﴿

Diyanet: Rahmân, Kur'an'ı öğretti. ﴾2﴿

Diyanet Vakfı: Kur'an'ı öğretti. ﴾2﴿

E. Hamdi Yazır: Kurân'ı öğretti. ﴾2﴿

خَلَقَ الْإِنْسَانَ (٣)

Halakal insân(insâne). ﴾3﴿

Diyanet: İnsanı yarattı. ﴾3﴿

Diyanet Vakfı: İnsanı yarattı. ﴾3﴿

E. Hamdi Yazır: İnsanı yarattı. ﴾3﴿

عَلَّمَهُ الْبَيَانَ (٤)

Allemehul beyân(beyâne). ﴾4﴿

Diyanet: Ona beyanı (düşünüp ifade etmeyi) öğretti. ﴾4﴿

Diyanet Vakfı: Ona açıklamayı öğretti. ﴾4﴿

E. Hamdi Yazır: Ona beyanı öğretti. ﴾4﴿

الشَّمْسُ وَالْقَمَرُ بِحُسْبَانٍ (٥)

Eş şemsu vel kameru bi husbân(husbânin). ﴾5﴿

Diyanet: Güneş ve ay bir hesaba göre hareket etmektedir. ﴾5﴿

Diyanet Vakfı: Güneş ve ay bir hesaba göre (hareket etmekte) dir. ﴾5﴿

E. Hamdi Yazır: Güneş de ay da bir hesab iledir. ﴾5﴿

وَالنَّجْمُ وَالشَّجَرُ يَسْجُدَانِ (٦)

Ven necmu veş şeceru yescudân(yescudâni). ﴾6﴿

Diyanet: Otlar ve ağaçlar (Allah'a) boyun eğerler. ﴾6﴿

Diyanet Vakfı: Bitkiler ve ağaçlar secde ederler. ﴾6﴿

E. Hamdi Yazır: Bitkiler ve ağaçlar secde etmektedirler. ﴾6﴿

وَالسَّمَاءَ رَفَعَهَا وَوَضَعَ الْمِيزَانَ (٧)

Ves semâe refeahâ ve vedaal mîzân(mîzâne). ﴾7﴿

Diyanet: Göğü yükseltti ve ölçüyü koydu. ﴾7﴿

Diyanet Vakfı: Göğü Allah yükseltti ve mîzanı (dengeyi) O koydu. ﴾7﴿

E. Hamdi Yazır: Göğü yükseltti ve mizanı koydu. ﴾7﴿

أَلَّا تَطْغَوْا فِي الْمِيزَانِ (٨)

Ellâ tatgav fîl mîzân(mîzâni). ﴾8﴿

Diyanet: Ölçüde haddi aşmayın. ﴾8﴿

Diyanet Vakfı: Sakın dengeyi bozmayın. ﴾8﴿

E. Hamdi Yazır: Sakın tartıda taşkınlık etmeyin. ﴾8﴿

وَأَقِيمُوا الْوَزْنَ بِالْقِسْطِ وَلَا تُخْسِرُوا الْمِيزَانَ (٩)

Ve ekîmul vezne bil kıstı ve lâ tuhsırûl mîzân(mîzâne). ﴾9﴿

Diyanet: Tartıyı adaletle yapın, teraziyi eksik tutmayın. ﴾9﴿

Diyanet Vakfı: Ölçüyü adaletle tutun ve eksik tartmayın. ﴾9﴿

E. Hamdi Yazır: Tartıyı adaletle yapın, terazide eksiklik yapmayın. ﴾9﴿

وَالْأَرْضَ وَضَعَهَا لِلْأَنَامِ (١٠)

Vel arda vedaahâ lil enâm(enâmi). ﴾10﴿

Diyanet: Allah, yeri yaratıklar için var etti. ﴾10﴿

Diyanet Vakfı: Allah, yeri canlılar için yaratmıştır. ﴾10﴿

E. Hamdi Yazır: (Allah) yeri mahlukat için (aşağıya) koydu. ﴾10﴿

فِيهَا فَاكِهَةٌ وَالنَّخْلُ ذَاتُ الْأَكْمَامِ (١١)

Fîhâ fâkihetun vennahlu zâtul ekmâm(ekmâmi). ﴾11﴿

Diyanet: Orada meyve(ler) ve salkımlı hurma ağaçları vardır. ﴾11﴿

Diyanet Vakfı: Orada meyveler ve salkımlı hurma ağaçları vardır. ﴾11﴿

E. Hamdi Yazır: Orada meyvalar ve salkımlı hurma ağaçları vardır. ﴾11﴿

وَالْحَبُّ ذُو الْعَصْفِ وَالرَّيْحَانُ (١٢)

Vel habbu zul asfi ver reyhân(reyhânu). ﴾12﴿

Diyanet: Yapraklı taneler, hoş kokulu bitkiler vardır. ﴾12﴿

Diyanet Vakfı: Yapraklı daneler ve hoş kokulu bitkiler vardır. ﴾12﴿

E. Hamdi Yazır: Yapraklı taneler ve hoş kokulu bitkiler vardır. ﴾12﴿

فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ (١٣)

Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni). ﴾13﴿

Diyanet: O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? ﴾13﴿

Diyanet Vakfı: O halde Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz? ﴾13﴿

E. Hamdi Yazır: Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? ﴾13﴿

خَلَقَ الْإِنْسَانَ مِنْ صَلْصَالٍ كَالْفَخَّارِ (١٤)

Halakal insâne min salsâlin kel fehhâr(fehhâri). ﴾14﴿

Diyanet: Allah, insanı pişmiş çamur gibi bir balçıktan yarattı. ﴾14﴿

Diyanet Vakfı: Allah insanı, pişmiş çamura benzeyen bir balçıktan yarattı. ﴾14﴿

E. Hamdi Yazır: Allah insanı, pişmiş bir çamura benzeyen bir balçıktan yarattı. ﴾14﴿

وَخَلَقَ الْجَانَّ مِنْ مَارِجٍ مِنْ نَارٍ (١٥)

Ve halakal cânne min mâricin min nâr(nârin). ﴾15﴿

Diyanet: "Cin"i de yalın bir ateşten yarattı. ﴾15﴿

Diyanet Vakfı: Cinleri öz ateşten yarattı. ﴾15﴿

E. Hamdi Yazır: Cinleri de hâlis ateşten yarattı. ﴾15﴿

فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ (١٦)

Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni). ﴾16﴿

Diyanet: O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? ﴾16﴿

Diyanet Vakfı: O halde, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz? ﴾16﴿

E. Hamdi Yazır: Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? ﴾16﴿

رَبُّ الْمَشْرِقَيْنِ وَرَبُّ الْمَغْرِبَيْنِ (١٧)

Rabbul meşrikayni ve rabbul magribeyn(magribeyni). ﴾17﴿

Diyanet: O, iki doğunun ve iki batının Rabbidir. ﴾17﴿

Diyanet Vakfı: (O,) iki doğunun ve iki batının Rabbidir. ﴾17﴿

E. Hamdi Yazır: (O) iki doğunun ve iki batının Rabbidir. ﴾17﴿

فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ (١٨)

Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni). ﴾18﴿

Diyanet: O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? ﴾18﴿

Diyanet Vakfı: Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? ﴾18﴿

E. Hamdi Yazır: Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? ﴾18﴿

مَرَجَ الْبَحْرَيْنِ يَلْتَقِيَانِ (١٩)

Merecel bahreyni yeltekıyân(yeltekıyâni). ﴾19﴿

Diyanet: (Suları acı ve tatlı olan) iki denizi salıvermiştir; birbirine kavuşuyorlar. ﴾19﴿

Diyanet Vakfı: İki denizi birbirine kavuşmak üzere salıvermiştir. ﴾19﴿

E. Hamdi Yazır: (Acı ve tatlı) iki denizi salıverdi birbirine kavuşuyorlar. ﴾19﴿

بَيْنَهُمَا بَرْزَخٌ لَا يَبْغِيَانِ (٢٠)

Beynehumâ berzehun lâ yebgıyân(yebgıyâni). ﴾20﴿

Diyanet: (Fakat) aralarında bir engel vardır, birbirine geçip karışmıyorlar. ﴾20﴿

Diyanet Vakfı: Aralarında bir engel vardır, birbirine geçip karışmazlar. ﴾20﴿

E. Hamdi Yazır: Fakat aralarında bir engel vardır, birbirlerine geçip karışmıyorlar. ﴾20﴿

فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ (٢١)

Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni). ﴾21﴿

Diyanet: O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? ﴾21﴿

Diyanet Vakfı: O halde Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz? ﴾21﴿

E. Hamdi Yazır: Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? ﴾21﴿

يَخْرُجُ مِنْهُمَا اللُّؤْلُؤُ وَالْمَرْجَانُ (٢٢)

Yahrucu min humel lûluu vel mercân(mercânu). ﴾22﴿

Diyanet: O denizlerin her ikisinden de inci ve mercan çıkar. ﴾22﴿

Diyanet Vakfı: İkisinden de inci ve mercan çıkar. ﴾22﴿

E. Hamdi Yazır: İkisinden de inci ve mercan çıkar. ﴾22﴿

فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ (٢٣)

Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni). ﴾23﴿

Diyanet: O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? ﴾23﴿

Diyanet Vakfı: Şimdi Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz? ﴾23﴿

E. Hamdi Yazır: Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? ﴾23﴿

وَلَهُ الْجَوَارِ الْمُنْشَآتُ فِي الْبَحْرِ كَالْأَعْلَامِ (٢٤)

Ve lehul cevâril munşeâtu fîl bahri kel alâm(alâmi). ﴾24﴿

Diyanet: Denizde akıp giden dağlar gibi yüksek gemiler de O'nundur. ﴾24﴿

Diyanet Vakfı: Denizde yüce dağlar gibi yükselen gemiler de O'nundur. ﴾24﴿

E. Hamdi Yazır: Denizde koca dağlar gibi yükselen gemiler de onundur. ﴾24﴿

فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ (٢٥)

Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni). ﴾25﴿

Diyanet: O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? ﴾25﴿

Diyanet Vakfı: Öyleyken Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz? ﴾25﴿

E. Hamdi Yazır: Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? ﴾25﴿

كُلُّ مَنْ عَلَيْهَا فَانٍ (٢٦)

Kullu men aleyhâ fân(fânin). ﴾26﴿

Diyanet: Yer üzerinde bulunan her canlı yok olacaktır. ﴾26﴿

Diyanet Vakfı: Yer yüzünde bulunan her canlı yok olacak. ﴾26﴿

E. Hamdi Yazır: Yer üzerinde bulunan her şey fânidir. ﴾26﴿

وَيَبْقَى وَجْهُ رَبِّكَ ذُو الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ (٢٧)

Ve yebkâ vechu rabbike zûl celâli vel ikrâm(ikrâmi). ﴾27﴿

Diyanet: Ancak azamet ve ikram sahibi Rabbinin zâtı bâki kalacaktır. ﴾27﴿

Diyanet Vakfı: Ancak azamet ve ikram sahibi Rabbinin zâtı bâki kalacak. ﴾27﴿

E. Hamdi Yazır: Yalnız celâl ve ikram sahibi Rabbinin yüzü (zâtı) baki kalacaktır. ﴾27﴿

فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ (٢٨)

Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni). ﴾28﴿

Diyanet: O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? ﴾28﴿

Diyanet Vakfı: Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? ﴾28﴿

E. Hamdi Yazır: Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? ﴾28﴿

يَسْأَلُهُ مَنْ فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ كُلَّ يَوْمٍ هُوَ فِي شَأْنٍ (٢٩)

Yes’ eluhu men fis semâvâti vel ard(ardı), kulle yevmin huve fî şe’nin. ﴾29﴿

Diyanet: Göklerde ve yerde bulunanlar, (her şeyi) O'ndan isterler. O, her an yeni bir ilâhî tasarruftadır. ﴾29﴿

Diyanet Vakfı: Göklerde ve yerde bulunan herkes, O'ndan ister. O, her an yaratma halindedir. ﴾29﴿

E. Hamdi Yazır: Göklerde ve yerde bulunanlar, O'ndan isterler. O, her gün yeni bir iştedir. ﴾29﴿

فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ (٣٠)

Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni). ﴾30﴿

Diyanet: O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? ﴾30﴿

Diyanet Vakfı: O halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? ﴾30﴿

E. Hamdi Yazır: Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? ﴾30﴿

سَنَفْرُغُ لَكُمْ أَيُّهَ الثَّقَلَانِ (٣١)

Se nefrugu lekum eyyuhes sekalân(sekalâni). ﴾31﴿

Diyanet: Yakında sizi de hesaba çekeceğiz, ey cinler ve insanlar! ﴾31﴿

Diyanet Vakfı: Ey insan ve cin! Sizin de hesabınızı ele alacağız. ﴾31﴿

E. Hamdi Yazır: Ey insan ve cin! sizin de hesabınızı ele alacağız. ﴾31﴿

فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ (٣٢)

Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni). ﴾32﴿

Diyanet: O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? ﴾32﴿

Diyanet Vakfı: Hal bu iken Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz? ﴾32﴿

E. Hamdi Yazır: Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? ﴾32﴿

يَا مَعْشَرَ الْجِنِّ وَالْإِنْسِ إِنِ اسْتَطَعْتُمْ أَنْ تَنْفُذُوا مِنْ أَقْطَارِ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ فَانْفُذُوا لَا تَنْفُذُونَ إِلَّا بِسُلْطَانٍ (٣٣)

Yâ ma´şerel cinni vel insi inisteta´tum en tenfuzû min aktâris semâvâti vel ardı fenfuz(fenfuzû), lâ tenfuzûne illâ bi sultân(sultânin). ﴾33﴿

Diyanet: Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin uçlarından bucaklarından geçip gitmeye gücünüz yeterse geçip gidin. Büyük bir güç olmadıkça geçip gidemezsiniz. ﴾33﴿

Diyanet Vakfı: Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin çerçevesinden çıkıp gitmeye gücünüz yetiyorsa geçin. Ancak büyük bir güçle çıkıp gidebilirsiniz. ﴾33﴿

E. Hamdi Yazır: Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin çevresinden geçmeye gücünüz yeterse geçin gidin. Allah'ın verdiği bir güç olmadan geçemezsiniz. ﴾33﴿

فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ (٣٤)

Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni). ﴾34﴿

Diyanet: O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? ﴾34﴿

Diyanet Vakfı: Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? ﴾34﴿

E. Hamdi Yazır: Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? ﴾34﴿

يُرْسَلُ عَلَيْكُمَا شُوَاظٌ مِنْ نَارٍ وَنُحَاسٌ فَلَا تَنْتَصِرَانِ (٣٥)

Yurselu aleykumâ şuvâzun min nârin ve nuhâsun fe lâ tentesırân(tentesırâni). ﴾35﴿

Diyanet: Üstünüze ateşten yalın bir alevle kıpkızıl bir duman gönderilir de kendinizi koruyamazsınız. ﴾35﴿

Diyanet Vakfı: Üzerinize ateşten alev ve duman gönderilir de birbirinizi kurtaramaz ve yardımlaşamazsınız. ﴾35﴿

E. Hamdi Yazır: Üzerinize ateşten alev ve duman gönderilir, kendinizi savunamazsınız. ﴾35﴿

فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ (٣٦)

Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni). ﴾36﴿

Diyanet: O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? ﴾36﴿

Diyanet Vakfı: Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? ﴾36﴿

E. Hamdi Yazır: Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz ﴾36﴿

فَإِذَا انْشَقَّتِ السَّمَاءُ فَكَانَتْ وَرْدَةً كَالدِّهَانِ (٣٧)

Fe îzen şakkatis semâu fe kânet verdeten keddihân(keddihâni). ﴾37﴿

Diyanet: Gök yarılıp da, yanıp kızaran yağ gibi kırmızı gül hâline geldiği zaman (hâliniz ne olur?) ﴾37﴿

Diyanet Vakfı: Gök yarılıp da kızarmış yağ renginde gül gibi olduğu zaman, ﴾37﴿

E. Hamdi Yazır: Gök yarılıp da, erimiş yağ gibi kıpkırmızı bir gül olduğu zaman... ﴾37﴿

فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ (٣٨)

Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni). ﴾38﴿

Diyanet: O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? ﴾38﴿

Diyanet Vakfı: Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? ﴾38﴿

E. Hamdi Yazır: Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? ﴾38﴿

فَيَوْمَئِذٍ لَا يُسْأَلُ عَنْ ذَنْبِهِ إِنْسٌ وَلَا جَانٌّ (٣٩)

Fe yevme îzin lâ yus’elu an zenbihî insun ve lâ cânn(cânnun). ﴾39﴿

Diyanet: İşte o gün ne insana, ne cine günahı sorulmayacak. ﴾39﴿

Diyanet Vakfı: İşte o gün insana da cine de günahı sorulmaz. ﴾39﴿

E. Hamdi Yazır: İşte o gün, ne insana ne de cinne günahından sorulmaz. ﴾39﴿

فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ (٤٠)

Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni). ﴾40﴿

Diyanet: O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? ﴾40﴿

Diyanet Vakfı: O halde Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz? ﴾40﴿

E. Hamdi Yazır: Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? ﴾40﴿

يُعْرَفُ الْمُجْرِمُونَ بِسِيمَاهُمْ فَيُؤْخَذُ بِالنَّوَاصِي وَالْأَقْدَامِ (٤١)

Yu’reful mucrımûne bi sîmâhum fe yu’hazu bin nevâsî vel akdâm(akdâmi). ﴾41﴿

Diyanet: Suçlular simalarından tanınır da, perçemlerinden ve ayaklarından yakalanırlar. ﴾41﴿

Diyanet Vakfı: Suçlular, simalarından tanınır, perçemlerinden ve ayaklarından yakalanırlar. ﴾41﴿

E. Hamdi Yazır: Suçlular simalarından tanınır, alınlarından ve ayaklarından tutulur. ﴾41﴿

فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ (٤٢)

Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni). ﴾42﴿

Diyanet: O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? ﴾42﴿

Diyanet Vakfı: Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? ﴾42﴿

E. Hamdi Yazır: Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? ﴾42﴿

هَذِهِ جَهَنَّمُ الَّتِي يُكَذِّبُ بِهَا الْمُجْرِمُونَ (٤٣)

Hâzihî cehennemulletî yukezzibu bi hel mucrimûn(mucrimûne). ﴾43﴿

Diyanet: İşte bu suçluların yalanladıkları cehennemdir. ﴾43﴿

Diyanet Vakfı: İşte bu, suçluların yalanladıkları cehennemdir. ﴾43﴿

E. Hamdi Yazır: İşte bu, suçluların yalanladığı cehennemdir. ﴾43﴿

يَطُوفُونَ بَيْنَهَا وَبَيْنَ حَمِيمٍ آنٍ (٤٤)

Yetûfûne beynehâ ve beyne hamîmin ân(ânin). ﴾44﴿

Diyanet: Onlar, cehennem ateşi ile yüksek derecede kaynar su arasında gider gelirler. ﴾44﴿

Diyanet Vakfı: Onlar, cehennemle kaynar su arasında dolaşır dururlar. ﴾44﴿

E. Hamdi Yazır: Onunla kaynar su arasında dolaşırlar. ﴾44﴿

فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ (٤٥)

Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni). ﴾45﴿

Diyanet: O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? ﴾45﴿

Diyanet Vakfı: Şimdi Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz? ﴾45﴿

E. Hamdi Yazır: Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? ﴾45﴿

وَلِمَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِ جَنَّتَانِ (٤٦)

Ve li men hâfe makâme rabbihî cennetân(cennetâni). ﴾46﴿

Diyanet: Rabbinin huzurunda (hesap vermek üzere) duracağından korkan kimseye iki cennet vardır. ﴾46﴿

Diyanet Vakfı: Rabbinin huzurunda durmaktan korkan kimselere iki cennet vardır. ﴾46﴿

E. Hamdi Yazır: Rabbinin makamından korkan kimselere iki cennet vardır. ﴾46﴿

فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ (٤٧)

Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni). ﴾47﴿

Diyanet: O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? ﴾47﴿

Diyanet Vakfı: Öyleyken Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz? ﴾47﴿

E. Hamdi Yazır: Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? ﴾47﴿

ذَوَاتَا أَفْنَانٍ (٤٨)

Zevâtâ efnân(efnânin). ﴾48﴿

Diyanet: İki cennet de (ağaçlar, meyveler, rengârenk bitkiler gibi) çeşit çeşit güzelliklerle bezenmiştir. ﴾48﴿

Diyanet Vakfı: İki cennet de çeşit çeşit ağaçlarla doludur. ﴾48﴿

E. Hamdi Yazır: İkisinin de çeşitli ağaçları, meyvaları vardır. ﴾48﴿

فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ (٤٩)

Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni). ﴾49﴿

Diyanet: O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? ﴾49﴿

Diyanet Vakfı: Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? ﴾49﴿

E. Hamdi Yazır: Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? ﴾49﴿

فِيهِمَا عَيْنَانِ تَجْرِيَانِ (٥٠)

Fîhi mâ aynâni tecriyân(tecriyâni). ﴾50﴿

Diyanet: İçlerinde akan iki pınar vardır. ﴾50﴿

Diyanet Vakfı: İkisinde de akıp giden iki kaynak vardır. ﴾50﴿

E. Hamdi Yazır: İkisinde de akıp giden iki kaynak vardır. ﴾50﴿

فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ (٥١)

Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni). ﴾51﴿

Diyanet: O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? ﴾51﴿

Diyanet Vakfı: Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? ﴾51﴿

E. Hamdi Yazır: Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? ﴾51﴿

فِيهِمَا مِنْ كُلِّ فَاكِهَةٍ زَوْجَانِ (٥٢)

Fîhi mâ min kulli fâtihetin zevcân(zevcâni). ﴾52﴿

Diyanet: İkisinde de her meyveden çift çift vardır. ﴾52﴿

Diyanet Vakfı: İkisinde de her türlü meyveden çift çift vardır. ﴾52﴿

E. Hamdi Yazır: İkisinde de her türlü meyvadan çift çift vardır. ﴾52﴿

فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ (٥٣)

Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni). ﴾53﴿

Diyanet: O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? ﴾53﴿

Diyanet Vakfı: Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? ﴾53﴿

E. Hamdi Yazır: Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? ﴾53﴿

مُتَّكِئِينَ عَلَى فُرُشٍ بَطَائِنُهَا مِنْ إِسْتَبْرَقٍ وَجَنَى الْجَنَّتَيْنِ دَانٍ (٥٤)

Muttekiîne alâ furuşin betâinuhâ min istebrak(istebrakin), ve cenel cenneteyni dân(dânin). ﴾54﴿

Diyanet: Onlar astarları kalın ipekten olan döşeklere yaslanırlar. Bu iki cennetin meyveleri (zahmetsizce alınacak kadar) yakındır. ﴾54﴿

Diyanet Vakfı: Hepsi de örtüleri atlastan minderlere yaslanırlar. İki cennetin de meyvesinin devşirilmesi yakındır. ﴾54﴿

E. Hamdi Yazır: Astarları atlastan yataklara yaslanırlar. İki cennetin de devşirmesi yakındır. ﴾54﴿

فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ (٥٥)

Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni). ﴾55﴿

Diyanet: O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? ﴾55﴿

Diyanet Vakfı: Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? ﴾55﴿

E. Hamdi Yazır: Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? ﴾55﴿

فِيهِنَّ قَاصِرَاتُ الطَّرْفِ لَمْ يَطْمِثْهُنَّ إِنْسٌ قَبْلَهُمْ وَلَا جَانٌّ (٥٦)

Fîhinne kâsirâtut tarfi lem yatmishunne insun kablehum ve lâ cânn(cânnun). ﴾56﴿

Diyanet: Oralarda bakışlarını sadece eşlerine çevirmiş dilberler vardır. Onlara eşlerinden önce ne bir insan, ne bir cin dokunmuştur. ﴾56﴿

Diyanet Vakfı: Oralarda gözlerini yalnız eşlerine çevirmiş güzeller var ki, bunlardan önce onlara ne insan ne de cin dokunmuştur. ﴾56﴿

E. Hamdi Yazır: Oralarda gözlerini yalnız eşlerine çevirmiş dilberler var ki, bunlardan önce onlara ne insan ne de cin dokunmuştur. ﴾56﴿

فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ (٥٧)

Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni). ﴾57﴿

Diyanet: O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? ﴾57﴿

Diyanet Vakfı: Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? ﴾57﴿

E. Hamdi Yazır: Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? ﴾57﴿

كَأَنَّهُنَّ الْيَاقُوتُ وَالْمَرْجَانُ (٥٨)

Ke enne hunnel yâkûtu vel mercân(mercânu). ﴾58﴿

Diyanet: Onlar sanki yakut ve mercandır. ﴾58﴿

Diyanet Vakfı: Sanki onlar yakut ve mercandırlar. ﴾58﴿

E. Hamdi Yazır: Sanki onlar yâkut ve mercandırlar. ﴾58﴿

فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ (٥٩)

Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni). ﴾59﴿

Diyanet: O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? ﴾59﴿

Diyanet Vakfı: Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? ﴾59﴿

E. Hamdi Yazır: Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? ﴾59﴿

هَلْ جَزَاءُ الْإِحْسَانِ إِلَّا الْإِحْسَانُ (٦٠)

Hel cezâul ihsâni illel ihsân(ihsânu). ﴾60﴿

Diyanet: İyiliğin karşılığı, yalnız iyiliktir. ﴾60﴿

Diyanet Vakfı: İyiliğin karşılığı iyilikten başka bir şey midir? ﴾60﴿

E. Hamdi Yazır: İyiliğin karşılığı, yalnız iyilik değil midir? ﴾60﴿

فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ (٦١)

Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni). ﴾61﴿

Diyanet: O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? ﴾61﴿

Diyanet Vakfı: Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? ﴾61﴿

E. Hamdi Yazır: Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? ﴾61﴿

وَمِنْ دُونِهِمَا جَنَّتَانِ (٦٢)

Ve min dûnihimâ cennetân(cennetâni). ﴾62﴿

Diyanet: Bu iki cennetten başka iki cennet daha vardır. ﴾62﴿

Diyanet Vakfı: Bu ikisinden başka iki cennet daha vardır. ﴾62﴿

E. Hamdi Yazır: Bu ikisinden başka iki cennet daha vardır. ﴾62﴿

فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ (٦٣)

Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni). ﴾63﴿

Diyanet: O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? ﴾63﴿

Diyanet Vakfı: Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? ﴾63﴿

E. Hamdi Yazır: Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? ﴾63﴿

مُدْهَامَّتَانِ (٦٤)

Mud hâmmetân(hâmmetâni). ﴾64﴿

Diyanet: O iki cennet koyu yeşil renktedir. ﴾64﴿

Diyanet Vakfı: Bu cennetler koyu yeşildirler. ﴾64﴿

E. Hamdi Yazır: (Bu cennetler) yemyeşildirler. ﴾64﴿

فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ (٦٥)

Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni). ﴾65﴿

Diyanet: O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? ﴾65﴿

Diyanet Vakfı: Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? ﴾65﴿

E. Hamdi Yazır: Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? ﴾65﴿

فِيهِمَا عَيْنَانِ نَضَّاخَتَانِ (٦٦)

Fîhi mâ aynâni neddâhatân(neddâhatâni). ﴾66﴿

Diyanet: İçlerinde kaynayan iki pınar vardır. ﴾66﴿

Diyanet Vakfı: İkisinde de durmadan fışkıran iki kaynak vardır. ﴾66﴿

E. Hamdi Yazır: İkisinde de fışkıran iki kaynak vardır. ﴾66﴿

فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ (٦٧)

Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni). ﴾67﴿

Diyanet: O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? ﴾67﴿

Diyanet Vakfı: Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? ﴾67﴿

E. Hamdi Yazır: Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? ﴾67﴿

فِيهِمَا فَاكِهَةٌ وَنَخْلٌ وَرُمَّانٌ (٦٨)

Fîhi mâ fâkihetun ve nahlun ve rummân(rummânun). ﴾68﴿

Diyanet: İçlerinde her türlü meyve, hurma ve nar vardır. ﴾68﴿

Diyanet Vakfı: İkisinde de her türlü meyveler, hurma ve nar vardır. ﴾68﴿

E. Hamdi Yazır: İkisinde de her türlü meyva, hurma ve nar vardır. ﴾68﴿

فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ (٦٩)

Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni). ﴾69﴿

Diyanet: O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? ﴾69﴿

Diyanet Vakfı: Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? ﴾69﴿

E. Hamdi Yazır: Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? ﴾69﴿

فِيهِنَّ خَيْرَاتٌ حِسَانٌ (٧٠)

Fîhinne hayrâtun hisân(hisânun). ﴾70﴿

Diyanet: Onlarda huyları güzel, yüzleri güzel dilberler vardır. ﴾70﴿

Diyanet Vakfı: İçlerinde huyu güzel yüzü güzel kadınlar vardır. ﴾70﴿

E. Hamdi Yazır: İçlerinde güzel huylu, güzel yüzlü kadınlar vardır. ﴾70﴿

فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ (٧١)

Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni). ﴾71﴿

Diyanet: O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? ﴾71﴿

Diyanet Vakfı: Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? ﴾71﴿

E. Hamdi Yazır: Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? ﴾71﴿

حُورٌ مَقْصُورَاتٌ فِي الْخِيَامِ (٧٢)

Hûrun maksûrâtun fîl hiyâm(hiyâmi). ﴾72﴿

Diyanet: Onlar, çadırlara kapanmış hurilerdir. ﴾72﴿

Diyanet Vakfı: Otağlar içinde sahiplerine tahsis edilmiş hûriler vardır. ﴾72﴿

E. Hamdi Yazır: Çadırlar içerisinde gözlerini yalnız kocalarına çevirmiş hûriler vardır. ﴾72﴿

فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ (٧٣)

Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni). ﴾73﴿

Diyanet: O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? ﴾73﴿

Diyanet Vakfı: Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? ﴾73﴿

E. Hamdi Yazır: Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? ﴾73﴿

لَمْ يَطْمِثْهُنَّ إِنْسٌ قَبْلَهُمْ وَلَا جَانٌّ (٧٤)

Lem yatmishunne insun kablehum ve lâ cânn(cânnun). ﴾74﴿

Diyanet: Onlara, eşlerinden önce ne bir insan ne bir cin dokunmuştur. ﴾74﴿

Diyanet Vakfı: Bunlara onlardan önce ne bir insan ne bir cin dokunmuştur. ﴾74﴿

E. Hamdi Yazır: Bunlardan önce onlara ne insan ne de cin dokunmuştur. ﴾74﴿

فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ (٧٥)

Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni). ﴾75﴿

Diyanet: O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? ﴾75﴿

Diyanet Vakfı: Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? ﴾75﴿

E. Hamdi Yazır: Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? ﴾75﴿

مُتَّكِئِينَ عَلَى رَفْرَفٍ خُضْرٍ وَعَبْقَرِيٍّ حِسَانٍ (٧٦)

Muttekiîne alâ refrefin hudrin ve abkariyyin hisân(hisânin). ﴾76﴿

Diyanet: Onlar yeşil yastıklara ve güzel yaygılara yaslanırlar, (nimetlenirler). ﴾76﴿

Diyanet Vakfı: Yeşil yastıklara ve hârikulâde güzel döşemelere yaslanırlar. ﴾76﴿

E. Hamdi Yazır: Yeşil yastıklara ve hârikulâde güzel işlemeli döşeklere yaslanırlar. ﴾76﴿

فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ (٧٧)

Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni). ﴾77﴿

Diyanet: O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? ﴾77﴿

Diyanet Vakfı: Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? ﴾77﴿

E. Hamdi Yazır: Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? ﴾77﴿

تَبَارَكَ اسْمُ رَبِّكَ ذِي الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ (٧٨)

Tebârekesmu rabbike zîl celâli vel ikrâm(ikrâmi). ﴾78﴿

Diyanet: Azamet ve ikram sahibi Rabbinin adı yücedir. ﴾78﴿

Diyanet Vakfı: Büyüklük ve ikram sahibi Rabbinin adı yücelerden yücedir. ﴾78﴿

E. Hamdi Yazır: Büyüklük ve ikram sahibi Rabbinin adı ne yücedir! ﴾78﴿

Şair Kentli Blog’da Keşfet, öğren, ilham al. Hayata dair faydalı ve ilham verici içerikler. ✨